Work and Travel yapanlar, yapmak isteyenler? WAT ile Amerika tecrübemi paylaşıyorum

Son güncelleme: Haziran 9th, 2017 - 09:29 pm


Son dönemde tanıdığım bir çok kişi Work and Travel tecrübelerimi sordu. İlgilenenlerin çok olduğunu görünce, benim de belgelerim sahte çıktığı için biraz farklı olan bu deneyimi blogumda paylaşmaya karar verdim.

Work and Travel nedir?

Work and Travel Programı, biraz İngilizce bilen ve bunu geliştirmek isteyen üniversite öğrencilerinin, aynı zamanda Amerika’da çalışmalarına izin veren bir programdır. Türkiye’de bir danışman şirket bulup onların yönergelerini takip etmeniz gerekir. Bu danışman şirketin yardımı ve topladığınız vizeye başvuru için gerekli belgelerle vize başvurusunda bulunabilirsiniz. Süresi 3 ay ile kısıtlıdır, sanırım 3 aydan sonra da 20 gün bir esneklik sağlanıyor gezmeniz için. Bu 20 günlük sürede çalışma izniniz yok.

Az da olsa İngilizce bilmeniz gerekir çünkü bilmeden çalışamazsınız. Notlarınızın iyi olması gerekir (2.00 üzeri) çünkü kötü bir öğrenci iseniz hedefleriniz yok demektir ve hedefleri olmayan birisinin de Amerika’ya gittiğinde kaçak kalma ihtimali yüksektir.

Work and Travel ile Amerika’ya hazırlık

Mortgage krizinin özellikle Amerikan ekonomisini en derinden etkilediği 2009 yılında Work & Travel programı ile Amerika’da adından da anlaşılacağı gibi üç ay hem çalışıp hem gezmek için planlarımı yaptım. Ortak ders aldığım bazı arkadaşlarım da o yaz WAT programı ile Amerika planları yapsa da, birlikte planlamama kararı aldım. Her şeyi tek başıma yapmalıydım çünkü bu muazzam olabilecek tecrübeyi başka türlü doya doya yaşayamazdım. Ayrıca ekonomik krizden dolayı diğer eyaletlerde iş bulmak sorun olabilirdi ve en risksiz bölge Alaska idi bu konuda.

Work & Travel ile Amerika’ya gitmek isterseniz aracı bir şirket ile birlikte çalışmanız gerekiyor. Bu aracı şirket, sizin Amerika’da konaklayacağınız yeri ve çalışacağınız işi ayarlama ile belgelerinizi kontrol etme ve düzenleme işlerini yerine getiriyor. O dönemde bildiğim kadarıyla, ve bugün hâla değişmediyse konaklayacağınız yeri ayarlayamıyorsunuz.  Danışmanlık şirketine daha düşük bir ücret verip işi kendim arayacağım diyebiliyorsunuz. Bu konularda herhangi bir değişiklik oldu mu açıkçası şu an bilmiyorum.

Uzunca bir internet araştırmasından sonra -her ne kadar sahte belge verdiklerine ilişkin yorumlar okusam da- baş harfi “A” olan bir şirkette karar kıldım. O dönem için sadece kalacak yer ve iş ayarlanması için 1300€ civarı bir ödeme yaptım (Mart ayı civarı). Uçak biletini almak istiyorum ancak vize çıkmadan uçak bileti almak büyük risk, kezâ bilet vize çıkmazsa parası yanabilir.

Belgelerin bir an önce tamamlanması için şirketi sıkıştırsam da gereksiz gecikmeler yaşandı ancak bileti almam konusunda beni ikna ettiler ve bileti aldım. Vize randevu tarihime çok az bir süre kala güç bela belgelerimi toplayıp teslim ettiler, artık kalacak yerim ve işim hazırdı.

Vize görüşmesi oldukça rahat geçti, özellikle İngilizceniz orta seviye ve not ortalamanızda sıkıntı yoksa problem yaşanması pek olası değil.

Yolculuk başlasın!

Vizem çok çabuk bir şekilde çıktı, memleketten yalnız bir şekilde yola çıktım. İstanbul’dan yola çıkıp Amsterdam>Detroit>Anchorage şehirlerinde aktarma yaptıktan sonra Kodiak adasına vardım. Toplam yolculuk 23 saat sürdü ve aktarmalarda 2 saatten fazla beklemedim. Anchorage şehrinde 2 gün kaldığımı da ayrıca belirteyim. Anchorage şehrinin sokaklarında bir çok Eskimo olması, pansiyon duvarlarında ve sokaklarda “insanlara selam verilmesini, herkesin önemsenmesi gerektiğini” belirten öğütler dikkat çekici idi. Ramazan ayına denk gelmişti bu dönem ve orada tanıştığım Türk arkadaşlar oruç tutabilmişlerdi. Gariplik nerede derseniz, güneş gece 23 civarı batıyor ve sabah 2 gibi doğuyor. Yani 3 saat vakit var sahur için, 21 saat oruç tutmuşlardı.

İlk izlenimler

Amerika bu bölgeyi Rusya’dan satın aldıktan sonra bölgedeki Eskimoların evlerine el koyup evsiz bırakmış diye anlatıldı pansiyondaki Amerikalılar tarafından. Herkese “selam” verin diye öğütlenmesinin sebebi ise bir çok kişinin yalnızlıktan depresyona girip intihar etmesi imiş.

Bana verilen belgelerde işimin ve kalacak yerimin hazır olduğu fabrikaya gittiğimde (havaalanında fabrikanın arabası karşılıyor) görevli şahıs adımın listede olmadığını, belgelerimin sahte olduğunu belirtti.

Tam anlamıysa inin cinin top attığı bir adada tek başıma cebimde üç beş yüz dolar ve bir valiz ile dımdızlak kalmıştım. Aileme haber verebileceğim cep telefonum bile yoktu ve her yer kapalıydı. Zaten bir tane telefon dükkanı vardı.

Ancak beklediğim tecrübenin bu olduğuna inanarak sakinliğimi korumaya çalıştım (telaşa kapılmaya vakit yok zaten) ve gittiğim fabrikanın şefinden bana iki günlüğüne kalacak yer vermesini rica ettim. Zaten sezon başlamamıştı ve iş yoktu, işçi de yoktu. Sadece iki günlüğüne kabul etti.

Gösterilen pansiyona yerleşip bir kaç ufak alışverişten sonra uyuduk. Ertesi gün erkenden kalkıp iş aramaya başladım. Açıkçası çok zor değildi çünkü yan yana 10-12 civarı fabrika vardı. Hepsine başvurdum, bir çok Türk ile tanıştım iyileri de vardı aralarında ancak para almaya çalışan sahtekarlık peşinde olanlar da vardı. Dikkat etmekte yarar var. Bu konuda tek önerebileceğim şey kimseye güvenmemenizdir.

Sokakta gezerken tanıştığım birisi sayesinde bir evin garajında kalacak yer bulmuştum (aylık 200$). Elektrik parası ödenmediği için tüm gece elektrikli ısıtıcı yanıyordu ve uyku tulumu da yeteri kadar sıcak oluyordu.

İş başvuruları çok zor değildi, form dolduruluyor sizi bir iş bölümüne veriyorlar. Mesela işleme ya da konserve işinde çalışacaksın diyor ve her sabah fabrikayı arayıp o sizin atandığınız bölümde o gün iş olup olmadığını öğrenmeniz gerekiyor.

Sabah iş aramaya giderken, daha önce uçakta gördüğüm birisinin üstü başı perişan ve bavulu ile yolda yürüdüğünü gördüm, gidip konuştum Türkiye’den geliyor imiş o da. O gece çok yağmur yağmıştı ve bu arkadaşın fabrikası kapalı olduğu için hiç muhattap bulamamış, o geceyi bir balık pompasının içinde geçirmiş. Nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum. Ama kötü bir durum. İngilizcesi de çok kötüydü, elimden geleni yapıp oradaki banklarda beni beklemesini rica ettim. 

İşi ve evi hallettikten sonra banklarda beklemesini söylediğim arkadaşı da ayarladığım araba garajına ve başvurduğum işyerine alınmasını sağladım. Bu konuda daha çok şey söylemek isterim aslında ama neyse, güzellikleri yazayım ben.

Tabi ben birden çok yere kayıt olduğum için ilk günler bir fabrikada iş yoksa diğerinde oluyordu ancak bu düzensizlikle Amerika’ya kadar gelmişken ancak yol parası çıkarılabilirdi.

İş arıyorum

Halk kütüphanesindeki bilgisayarlardan yararlanarak ve insanlarla konuşarak en büyük ihaleyi hangi fabrikanın aldığını öğrendim, oraya girmeyi kafaya koymuştum. Bu arada, New York gibi güzel şehirlere giden tanıştığım arkadaşların maillerini alıyordum. Hepsi işsiz kaldığını, haftada 20 dolara çalıştıklarını bazılarının iş bulamadıkları için geldikten 2 gün sonra Türkiye’ye geri döndükleri bilgilerini almıştım.

Kütüphanedeki tüm dünya haritası içeren ansiklopedilerde Türkiye’nin doğusunun bölünmüş olduğunu ve Kürdistan olarak belirtildiğini, ancak hepsine bizim de kalemle düzeltme yaptığımızı belirtmek isterim.

4 gün boyunca her sabah erkenden iş başvurusu için gittim ancak sekreter her seferinde beni alım yok diye geri gönderdi. Oldukça yoğun gözüküyordu ayrıca fabrika. 5. gün; sektere gözükmeden işçilerin olduğu kısma girdim, müdürün odasını sordum ve odaya çıktım. Kendisine “Toni sen misin? Dört gündür geliyorum beni işe almıyorsun!” diye söyledim. Belgeleri uzattı “aldım seni” dedi ve hemen başlamama izin verdi. Aslında çalışacağım bölüm o gün mesaiyi bitirmek üzere idi ama iki saat saat boyunca oturmamı söyledi 🙂 Çünkü girişim yapılmıştı ve param yatıyordu, orada olmam gerekirdi.

Yoğun çalışma dönemi

Sezon artık iyice açılmıştı ve günde bir ton balık işlenmesi gerekiyordu. İki adet temizleme makinası ve 36 işçi ile temizleme işini yapıyorduk. Mesai sabah 6 da başlıyor, gece 24’te bitiyor, her üç saate bir 15 dakika mola ve saat 13’te yemek arası veriliyordu. Yemeği kendimiz getiriyorduk. Tabi günde 18 saat çalışınca markete de gidilemiyordu. Sigara, Snickers, Fıstık ezmesi ve tost ekmeği ile geçirdim bu yoğun dönemi. Gece çalışan arkadaşlara rica ediyorduk onlar alıp getiriyorlardı bize sabahları.

Japon-Amerikan deniz savaşlarının geçtiği Abercrombie Cephesi’nden bir kaç görüntü, daha fazlası için Google sonuçlarına buradan erişebilirsiniz.

Tesadüfen aynı fabrikanın aynı bölümünde kaşımdaki bantta orta okul arkadaşım ve hemşehrim ile tesadüfen karşılaşmamız da işin başka bir espirisi, haberimiz yoktu birbirimizden 🙂 Tabi bu tek değil, yine Kodiak adasında yıllardır görmediğim lise arkadaşımla, üniversiteden çok görüşmediğim ama ortak ders aldığımız bir arkadaşla da karşılaşmıştım.

Bu yoğun döneme tam olarak katıldığımız taktirde mesai fazlası ücretlerde hiçbir kesinti olmuyordu ve tam olarak haftada 1000$ net para kazanıyorduk ve tam da o şekilde üç hafta boyunca günde 18 saat hiç kesintisiz çalıştık. Bu dönemde daha güzel bir kalacak yer bulsam da daha uzaktaydı ve her gün 3km yolu yürüyerek gelip gidiyorduk.18 saat çalışma, 1 saat yolun üzerine duş ve üst değiştirme işini unut yani.Zaten yatarken ocağa düşük ateşte dört yumurta atıyorum sabah kalkınca hazır oluyor sabah yiyiyorum 🙂

Alaska’ya elveda

Ağustos ayının sonuna doğru sezon bitmeye başladı ve benim de gezmek için bir kaç haftam kalmıştı, bu dönem için gerekli parayı zaten biriktirmiştim. İstifa ettim, bankadan paramı çektim, valizimi ve eşyalarımın hiçbirini yanıma almadım. Para, sigara ve pasaportumu alarak New York uçağına doğru yola çıktım. Kodiak havaalanından Anchorage>Minneapolis aktarmaları ile New York’a ulaştım.

Anchorage şehrinde 1 gün vakit geçirdim. Tek kıyafetim üzerimdeydi ve onlar da aşırı şekilde balık kokmuştu. Alışveriş merkezine girer girmez bir Gucci saat gördüm ve fiyatını sormak istedim. Görevli kadın önce üstüme başıma baktı, aşağılar şekilde o saat için param olup olmadığını sordu ancak ceplerim para doluydu. Ceplerimi kabarttığımda kadının yüzü tam anlamıyla değişti ve güler yüzlü bir satıcı oluverdi bir anda, bana bakışı tamamen değişmişti. Vitrindeki tüm Gucci saatleri indirdi ve tanıttı. Aşırı derecede iyi ilgilendi ancak, babama hediye baktığımı, başka yerleri de gezip karar vereceğimi söyleyip ayrıldım. Yeni kıyafetler alıp eskileri giyindiğim mağazalarda çöpe attıktan sonra oradan ayrılıp havaalanına döndüm.

Anchorage havaalanında, asansör bozuk olduğu yaşlı bir kadına valizini üst kata çıkarmak için yardım ettim. İlk tepkisi “borcum ne olmuştu.” En ufak bir iyiliği bile para ile ölçmek gibi yorumlanabilse de aslında bu onların teşekkür etme şekli.

Minneapolis’te 9 saat beklemem gerekiyordu ve o gece belki 10 sefer uyumamak için havaalanından şehir içine gidip geldim.

New York

Sonunda her Work and Travel maceracısının hayal ettiği şehre geldim. JFK havaalanında İspanyol bir evsizle tanıştım. Sadece mızıkası ve bir kağıt bardağı vardı ama gayette memnundu hayatından. Bir paket sigaraya 13$ ödediğimi duyunca delirecekti. İçeceğe değil de, kağıt bardağa para veriliyormuş. Bardağı almış zamanında sürekli onunla gidip yeni müşteriymiş gibi doldurtup içiyordu kahvesini. Tabi ben bunu bilmeden adamın bardağını attım 🙁 Yenisini alıp versem de kabul etmedi. Evsiz bu adam işte nasıl yorumlarsan yorumla kimseden bir şey almamasını (Sigara hariç o özel durum.)

Daha sonra New York, New Jersey, Washington şehirlerinde oradaki arkadaşlarımla da buluşup güzel zaman geçirdik ve geri döndüm.

Bu gezimin dil pratiğime hiçbir faydası olmadı ama genel olarak tavsiye edebileceğim bir tecrübe, özellikle kendiniz bir şeyler başarırsanız yurtdışına çıkmanın anlamı var. Her şeyi ayarlayıp yurtdışına çıkmanın kişiye ne kadar tecrübe katacağı tartışılır.

İngilizce yeteneğimi geliştirip gelişmediğimi sorarsanız, daha çok İspanyolca öğrendim diyebilirim çünkü oradaki hemen herkes İspanyolca konuşulan ülkelerden göçmüş kişilerdi. Yani İngilizce konusunda hiçbir katkısı olmadı. Gitmeyi planladığınız bölgeler için bu konuda araştırma yapmanızı öneririm.

Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Work & Travel düşünen arkadaşlara şimdiden iyi eğlenceler dilerim.

Work and Travel hakkında sorularınız var ise yorumlara yazabilirsiniz.

Work & Travel Ile Amerika Gezisi

Flickr Album Gallery Powered By: Weblizar
Okuyucu Puanı:
[3.6]

Yazar: admin

1 thought on “Work and Travel yapanlar, yapmak isteyenler? WAT ile Amerika tecrübemi paylaşıyorum

    nilüfer

    (Haziran 8, 2017 - 12:13 pm)

    seneye düşünüyorum ben de gitmeyi acaba sahte belge veren şirketin ismini paylaşır mısınız ?

Bir Cevap Yazın